Konular

Diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2014 Cuma

Alternatif Tarifler

Sürekli aynı şeyleri yemekten sıkılan biri olarak diyetime dikkat ederken yaratıcılığımı da kullanıyorum. Ortaya lezzetli ve pratik yiyecekler çıkıyor. Sizlerle paylaşmak istedim.

Lor Peynirli Haşlanmış Buğday - Buğdayı iyice yumuşayana kadar kaynatıp soğutuyoruz. İçine buğday miktarı kadar lor peyniri ekliyoruz. Yani 2 çorba kaşığı buğdaya 2 çorba kaşığı lor peyniri. Peynir tuzsuzsa biraz tuz koyuyoruz. Üzerine incecik zeytinyağı gezdirip karıştırıyoruz. Biraz bekletip oda sıcaklığında afiyetle yiyoruz. Çok lezzetli oluyor. Ben yanında karpuz yedim ve hayran kaldım. Tavsiye ederim.

Ekmek Arası Yumurtalı Salata - Bir tane yumurtayı haşlayıp küp küp doğruyoruz. Üzerine ince kıyılmış maydanoz, dereotu, tere, nane gibi yeşillikler koyuyoruz. Minik minik doğradığımız domates, biber ve salatalığı da koyup tuz, karabiber ve biraz da zeytinyağı ekliyoruz. (Peynir de koyabilirsiniz içine.) Uygun miktarda ekmeğin arasına koyup sandviç yapıyoruz ve yiyoruz. Yanında Ayran da içerseniz ana öğün bile olabilir.

Artık Salatası - İsmi pek hoş gelmese de kendisi güzel oluyor. Akşamdan kalan kuru baklagil, pilav, makarna gibi yemeklerimizden 3-4 kaşık alıp bir salata kasesine koyuyoruz. Üzerine mevsimine göre yeşillik, domates, biber, havuç, lahana, turp vs. gibi salataya konabilecek malzemeleri koyuyoruz. Yemekte yağ olduğu için yağ koymamayı tercih ediyorum ben. Damak tadınıza göre nar ekşisi, sirke veya limonla tatlandırıyoruz. Sevdiğimiz baharatlardan da ilave edip servis yapıyoruz.

Yoğurt tatlısı - Yoğurdun içine sevdiğimiz kuru ya da taze meyvelerden minik minik doğruyoruz. Üzerine tarçın serpip karıştırıyoruz. Çok güzel bir tatlı oluyor.

Kızartma - Patlıcan, patates, biber, kabak gibi kızartmak istediğimiz sebzeyi kızartmalık doğruyoruz. Teflon tavada kısık ateşte ve kapağı kapalı olarak sebzeleri pişiriyoruz. İyice pişince tuz ve biraz zeytinyağı ilave ediyoruz ve kapağını açık bırakıyoruz. Ateşi de açıp tavayı sallayarak soteliyoruz sebzeleri. Üzerinde sarımsaklı yoğurtla afiyetle yiyoruz. 

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Aklıma geldikçe ilave ederim listeye....

29 Mayıs 2014 Perşembe

Hafif Bir Yaz Yemeği

Geçen gün öğle yemeğimi yerken kendi yaptığım yemeği çok beğendim :) ve bunu blogumda paylaşmalıyım diyerek hemen fotoğrafını çektim :) 
Bu yemeği ablamdan öğrendim. Sık sık yapar kendisi. Hatta içine havuç da konabileceğini söyledi. Ama ben koymadım, yoktu evde. Bu yemeği hafif yaz yemeği, zeytinyağlı soğuk yemek, az kalorili diyet yemeği gibi birçok kategoriye koyabilirsiniz. Yanında ayran ya da yoğurtla ve iki dilim ekmekle oldukça doyurucu, besleyici ve sağlıklı bir yemek kanaatimce. Gelelim tarifine:

Kabak Yemeği:
Malzemeler (1 porsiyon için bu miktarlar yeterli, kişi sayısına göre malzeme miktarlarını arttırmalısınız. Sebzeler pişmeden önce çok görünüyor ama pişince azıcık kalıyor, malum...):
1 soğan 
1 kırmızı biber
1 çarliston biber
1 orta boy kabak
2 diş sarımsak
1 domates
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Tuz

Hazırlanışı: 
Domates hariç tüm sebzeleri uzun uzun (jülyen) doğrayıp malzeme listesindeki sıra ile yanmaz yapışmaz bir tava ya da tencereye koyun. Zeytinyağını da üzerine gezdirip tencerenin kapağını kapatın ve kısık ateşte pişirin. Hiç karıştırmaya gerek yok ama isterseniz arada karıştırabilirsiniz. Yalnız karıştırırken sebzeler dağılabilir ve görüntü bozulabilir. Sebzelerin pişmesine yakın küp küp doğradığınız domatesi de üstüne gezdirerek ilave edin, tuzunu atın ve yine kapağını kapatın. Domates ve sebzeler piştiğinde yemeğiniz hazır olacaktır. Afiyet olsun.

Benimki böyle görünüyordu:








5 Mayıs 2014 Pazartesi

Her Şey Yolunda

Çocukların okula alışma süreci başladığından bu yana günler biraz yoğun geceler de nispeten az uykulu geçmeye başladı. Çocukların kendi hayatlarındaki, düzenlerindeki her yenilik, her değişiklik gece uykularını etkiliyor bizim evde. Önce işe başlama, sonra okula başlama derken şimdi de birkaç gün içinde okulda tam güne geçecekler. Tahmin ediyorum ki okulda sabahtan akşama kalmaya tam anlamıyla alışana kadar biraz daha uykusuzluk yaşayacağım. İşte bu uykusuzluktan ötürü gün içinde yapmaya mecbur olduğum şeyler dışında başka şeylere ne isteğim ne gücüm kalıyor. Bu yüzden uzun zamandır güncelleyemedim sayfayı.  Bu alışma süreci ve sonrasını detaylarıyla başka bir yazıda anlatırım daha sonra. Bugün bir diyet bölümü yazısı ile bir güncelleme yapalım:

Neredeyse Mart ayının ortasından bu yana diyetimi sürdürmeme rağmen rakamlar olduğu yerde asılıp kalmıştı; bir türlü inmiyorlardı aşağı. Bu durum üç haftadan fazla sürünce durup bir ne oluyor diye baktım. Bunun en önemli sebebi haftasonlarımı düzensiz ve dengesiz beslenerek geçirmemdi. Haftaiçi olduğu gibi saate göre bir düzen olmayınca ben de beceremiyordum düzeni ayarlamayı. Bir de serbest gün diye serbest haftasonu yapınca ipin ucu kaçıyordu elimden. Aynı kiloda takılıp kalmamın bir diğer sebebi ise hamilelik kilolarımı verip eski kiloma ulaşmış olmamdı. Yani en son alınan kilolar daha kolay veriliyor da eski, yer etmiş kilolar biraz daha zor gidiyor. 
Bunun üzerine bir karar aldım: İki hafta boyunca serbest gün yapmamak. Ve bundan sonraki serbest günleri "denetimli serbestlik" :) şeklinde geçirmek. 
Bu kararımı uygulamanın meyvelerini almış bulunuyorum. Takıldığım kilonun 2 kilodan daha fazla altına düşmüşüm.  

Bu arada bu iki hafta sadece serbest günleri iptal etmekle kalmadım. Diyetimin ilk iki haftasına döndüm diyebilirim. Hiç hamur işi, tatlı, kızartma vs. yemeyip son derece hafif beslendim. Diyetimin normal seyrinde bunları başka şeylerin yerine koyarak az da olsa tüketiyordum. İki haftalık hafiflik iyi geldi diyebiliriz. Aslında bu iki haftadan daha uzun da sürdürülebilir rahatlıkla. Bence tamamen motivasyona bağlı. Başlarken iki hafta değil de bir ay diye başlarsam bunu bir ay da sürdürebilirim. Önemli olan vücudun ihitiyacı olanı yeterince verebilmek. Örneğin ben diyete başlamadan önce canım daha çok tatlı çekerdi. Şimdi her öğünümde ekmek ya da ekmek yerine geçen başka bir şey yediğimden; meyve ve kuru meyveyi her gün mutlaka tükettiğimden sanıyorum o kadar tatlı yeme isteğim olmuyor. Mühim olan gerekli olanı gerektiği kadar tüketmek. Çocukların beslenmesinde de yemeleri gereken besinleri yedirip gerekli olmayanları vermiyorum. Dış mihrakların ara sıra müdahaleleri oluyor tabi. Ben tatlı yemelerini sağlıyorum mesela. Paketli olmayan pastane dondurması, muhallebi, sütlaç, ev yapımı kek, kurabiye vs. Ama dış mihraklar (aslına bayağı iç mihrak onlar)  bazen margarinli açmalar, kuru pastalar, kremalı pastalar getirebiliyor onlara.Neyse bu başka bir yazının konusu. 
Dediğim gibi dengeli ve düzenli beslenince her şey kolay oluyor. 

Bu arada daha önce kansızlık sorunum vardı. Hamilelik, emzirme ve şimdi de kilo verme  süreçlerinden sonra herhangi bir eksiklik var mı diye tam kan sayımı yaptırdım. Tüm değerler normal çıktı. Bu sonuca dayanarak en azından beslenmemde çok büyük bir hata yapmadığım sonucunu çıkarabilirim bence. Zaten benim gibi açlığa dayanamayan biri 3 buçuk aydır diyet yapıp ruh sağlığını da koruyabiliyorsa kendine göre doğru yaptığı bir şeyler vardır. 

Diyet yaparken kendinizi tanıyıp her adımınızı kendinize özgü adımlar olarak atmanız çok önemli. Zorlamaya gelmez!!!


15 Nisan 2014 Salı

Kilo verme macerası

Hamilelik kilolarımın bir kısmı iki yıldır bende yer etmiş, gitmek bilmiyordu.Ben de onları sarıp sarmalamadım değil hani. Ama nihayet (2014) Ocak ayının sonunda 'yetti gari' dedim ve diyete başladım. İlk 2 hafta tatlılar, hamur işi, alkol gibi aslında gerekli olmayan ama keyifle tüketilen şeylerden tamamen uzak durdum. Çok düzenli ve dengeli beslenerek başladım sürece. Zaten çocuklardan ötürü evde düzenli olarak sağlıklı yemek pişiyor. Bir de zaten hiçbir zaman "abur cuburla geçiştirelim, hep dışarıdan yiyelim" gibi bir yeme alışkanlığımız olmadı. İlk 2 hafta sonunda kendime bir günlük serbest gün verdim. Sonrasında neler yaptığımı anlatayım:

  •  Öncelikle yediğim her şeyi farkında olarak yedim. Masada duran, çekmecede saklanan kek, börek, kuruyemiş gibi şeyleri bir lokmacık ağzıma atıvermedim. Kek, börek yemek istiyorsam bir önceki ya da sonraki öğünümden ekmeği çıkararak ya da azaltarak bir dilim yedim. 
  • Kahvaltıda bol bol tere, dereotu yiyorum hala. Şansıma ben ot yemeyi, sebze yemeyi çok severim. Zorlamıyorum kendimi hiçbir şey için. 
  • Kahvaltıda peynirimi, zeytinimi ölçüyle yedim/yiyorum. Neyi ne kadar yediğimi görerek yiyorum. (Gram, tane vs. gibi ölçü vermem buradan. Herkesin ölçüsü kendine göre değişir.) Yumurta hemen hemen her gün yiyorum. Haftasonları ailecek simit keyfi yapıyoruz :)
  • Ara öğünlerimde ilk günlerde tarçınlı, kuru meyveli yoğurt yapıp yedim. Tavsiye ederim çok lezzetli. Şimdilerde sadece taze ya da kuru meyve, leblebi, çiğ badem/fındık vs. yiyorum. Avuç avuç değil tabi, kontrollü olarak. 
  • Öğle yemeklerinde sebze yedim çocuklarla birlikte. Yanında salata ve/veya yoğurt. 
  • İşe başladığımdan beri öğle yemeklerimi evden getiriyorum. İçine haşlanmış kurubaklagillerden eklenmiş, yağı da tuzu da olan salatalar, bir önceki günden kalan sebze yemekleri gibi. Yanında ekmek ve bazen de yoğurt. 
  • Öğle yemeğimi iş yerinde yiyorsam salata bar bölümünden yiyorum. Çorba ve ana yemeğin yanına bolca yeşil salata dolduruyorum tabağıma. Salata diye bara konan börek, dolma, kızartma, kısır gibi yemekleri almıyorum, kendimi kandırmıyorum. 
  • Akşam yemekleri bizim evin alışkanlıklarından ötürü etli, tavuklu öğünlerdir. Ben de yine porsiyonlarımı kontrol altında tutarak yedim/yiyorum o akşam ne yemek varsa.
  • Çoğunlukla kendime özel diyet yemekler pişirmedim. Zaten az yağlı pişiriyorum yemekleri. Ailecek aynı yemekleri yedik. 
  • Hiç diyet/light ürün kullanmadım. Evdeki süt, peynir, yoğurttan tükettim. Diyet bisküvi, kraker, mısır gevreği vs. hiç birinden yemedim. Zaten uzun zamandır o tür paketli gıdaları tüketmiyorum. Birkaç gündür işyerimde kahveme koymak için light süt alıyorum sadece.
  • Akşam yemeklerinden sonra hiçbir şey yemiyorum. 
  • Her ana öğünde mutlaka ekmek yiyorum. Ekmek yerine pilav, makarna tercih ettiğim zamanlar oluyor. 
  • Haftada bir özellikle haftasonları serbest gün yapıyorum. O gün tatlı, kızartma, hamur işi gibi şeylerden yiyorum. Bazen abarttığım oluyor ama ertesi gün battı balık yan gider demeyip düzenime geri dönüyorum. 
  • Çalışmaya başlamadan önce evde bütün gün koşuşturmaca halindeydim; oturmaya fırsatım olmuyordu pek. Spor sayılmaz bu belki ama bayağı da enerji sarf ediyordum. Bunun yanında bir de çocuklarla birlikte dans ediyorduk benim için spor onlar için eğlence olsun diye :)
  • İşe başladığımdan beri her gün öğle yemeğimi yedikten sonra ortalama 45 dakika yürüyüş yapıyorum. Çok tempolu olmasa da hızlı yürüyorum. Bir yere yetişmeye çalışır gibi. 
  • Haftada bir, her hafta aynı gün sabah kahvaltıdan önce tartıldım. Yerimde saydığım, hatta geri gittiğim zamanlar oldu. Moralim de bozuldu ama hedefimden şaşmadım. Yoluma devam ettim. 
  • Misafirlik söz konusu olunca adetimiz ya çayın yanını boş bırakmayız. Misafir ağırladığımda da ben misafirliğe gittiğimde de o günün sabahından itibaren o ikramları dikkate alarak yedim öğünlerimi. Örneğin yeşillik, peynir, yumurta ağırlıklı kahvatlı, öğlen sadece salata gibi. Malum çayın yanına hep hamur işleri yaparız. Ben çayın yanına yapılabilecek daha hafif ve sağlıklı ikramlar araştırmaya, uydurmaya başladım bile. Örneğin deneyip çok beğendiğim, bir dahaki sefere kıyma yerine peynirle deneyeceğim Ispanaklı-Patatesli Börek: http://www.aycakaya.com/icerik.asp?id=264&ust_id=150&dil=tr  
Ve bu süreç boyunca tespit ettiğim bazı noktalar:

  • Motivasyon ve kararlılık benim için çok önemli. Herkesin motive edici sebebi farklı olabilir, kimi başarınca motive olur kimi başarısız olunca. Diyetisyenlerin ve doktorların dediği gibi bu beslenme işi parmak izi gibi. Her aşaması kişiden kişiye değişir. 
  • İnsan kendi beğeni ve alışkanlıklarını göz önünde bulundurup kendini tanıyarak tamamen kendine özgü bir yol haritası çizmeli. 
  • Diyet konusunda uzman doktor ve diyetisyenleri dinleyip okudukça insan kendi kendinin uzmanı olabiliyor. Kendi yanlış ve doğrularını tespit edebiliyor. Yeter ki bir hastalığı olmasın.
  • Hareket şart :) Oturduğun yerden kilo vermek ancak hastalık hallerinde olur bence. 
  • Hani bir reklam sloganı var ya "siz ne yerseniz çocuğunuz da onu yer", işte o çok doğru! Eve bisküvi, çikolata, şekerleme, kuru pasta vs. girmeyince çocuklar da onlardan haberdar olmuyor ve "işten gelirken sana ne getireyim?" diye sorunca "süt, ekmek, meyve, et, makarna" gibi cevaplar alıyorsunuz çocuktan. Umarım bunu uzun süre böyle devam ettirebiliriz.
  • Dışarıda yemek yemek her zaman sağlıksız değil. Bana göre çoğu ızgara olarak pişen kebaplar, yanında yediklerinizin kontrolünü elinizde tuttuğunuz sürece çok da sağlıksız değil. Tek sorun içindeki yağ miktarını kendiniz ayarlayamıyorsunuz. Aslında evde pişirdiklerinizin dışındaki her yemek için geçerli bu. Öğle yemeklerimi geçici bir süre için evden getirmemin sebebi bu. 
  • Dengeli ve düzenli beslenince neredeyse her gün yaşadığım tatlı ve çikolata yeme isteğimi neredeyse sıfıra  indirdim. 
  • Bundan 5-6 yıl önce de başarılı bir diyet serüvenim olmuştu. O zaman ve bugünün ortak tespiti şu: Sürekli olarak "ne yesem", "diyetime uygun neler pişirsem" diye düşünmemek, buna fazla vakit ayırmamak lazım. Sürekli yemek düşünmek insanı acıktırıyor.
Velhasıl tüm bunları yaparak ve göz önünde bulundurarak 2.5 ay gibi bir sürede 8 kilo verdim. İki haftadır yerimde sayıyorum ama sıkıntı yok arada öyle duraksamalar oluyor. Darısı fazla kilolarından dert yananlara!!!

11 Nisan 2014 Cuma

Kadınların Olmazsa Olmazı: Diyet

Çoğu kadın gibi benim de bu konuda tecrübelerim var. Bu sıralar hamilelikten kalan kilolarımı vermekle meşgulüm. Daha doğrusu onları verdim de daha da vermeye gayret ediyorum diyelim. Asla uzman falan değilim, kendime göre bir disiplin oluşturdum ve kilolar gitti. Şimdilik 8 kilo verdim. Devamı gelecek inşallah. Neler yaptığımı yazarım burada. Beklerim...