Geçen gün gazetedeki bir başlık dikkatimi çekti:
"Mükemmel Çocuk Yetiştirmek Mümkün Mü?" Çok garip geldi okuyunca.
Kimin, hangi anne-babanın mükkemmel bir çocuk yetiştirmek gibi bir derdi
olabilir ki? Anne-baba kendisinin olduğunu, mükemmele eriştiğini mi düşünüyor
ki çocuğunun da mükemmel olmasını beklesin. Hem mükemmel ne demek, nasıl
olunursa mükemmel olunur? Çok saçma geldi bu başlık. Yazının içeriği de şöyle
başlıyordu "Başarılı, iyi eğitimli, saygılı ve mutlu çocuk
yetiştirmek her anne babanın en büyük hayali." Bu cümleyi kuran öncelik
sırasına dikkat etti mi bilmem ve sanmam ama bu cümleyi ben yazsam, ki yazmam,
sıralamayı mutluluk>başarı olarak yapardım. Ben başarılı bir çocuk
yetiştirmeyi hiç hayal etmedim. Çocuklarım için hayalini kurduğum tek şey onların
mutlulukları. Elbette mutluluk kaynaklarının saygısızlık, gaddarlık,
başarısızlık olmaması benim için çok önemli. Ama hayalim ileride hayatlarına
dair seçimlerini dış koşulları düşünmeden rahatça yapabilecek ve bu
seçimlerinden dolayı da hayat boyu mutlu olacak bireyler olmaları. Seçimleri
dışında hayata dair her şeyden mutlu olmaları hayalim.
Elimden geleni yapıyorum ama mükemmel anne değilim. Ben de
sinirleniyorum, sabrediyorum, sabrediyorum, sabrediyorum ve sonunda taşıyorum,
bağırıyorum, kızıyorum. Popolarına şaplak atıyorum, canlarını yakasım geliyor.
Bununla gurur duymuyorum, bundan mutluluk duymuyorum. Aksine derin bir vicdan
azabı duyuyorum. Geri dönüp dönüp o anı düşünüyorum. Her an aklıma gelebiliyor
ve ben yine üzülüyorum yaptığıma.
Çocukların okulunda bir anne-baba eğitim seminerine
katılmıştım birkaç ay önce. Hem çocuk gelişimi hem de yaratıcı drama uzmanı
eğitmenimiz bize bir oyun oynatmıştı. Veliler olarak 3 gruba ayrıldık. A grubu
C grubuna bir cümle okuyor ancak ortalarında büyük gürültü ve görsel engel
çıkaran B grubu var. Dolayısıyla A grubunun anlatmaya çalışması da C grubunun
anlamaya çalışması da çok zorlaşıyor. Dönüşümlü olarak herkes A, B ve C
gruplarında bulundu ve hepsini deneyimledi. Sonunda eğitmenimiz sordu "Anlatmaya
çalışmak mı yoksa anlamaya çalışmak mı daha zordu?" Hepimiz anlamaya
çalışmanın daha zor olduğunu söyledik. Eğitmenimiz orada kilit mesajı verdi
bize. İşte, dedi, çocuklarınız da dünyayı böyle anlamaya çalışıyor, onların
anlamasını engelleyen o kadar çok engel var ki önlerinde. Bu empatiyi
kurduğum anda orada boğazım düğümlendi, gözlerim doldu. Bu bir tokat gibi
aniden sarstı beni. Bunu teorik olarak bilsem de onu deneyimlemek beni çok
etkiledi. Çocukların anlamasını kolaylaştırmak, onlara yardımcı olmak ve
en azından onların ne durumda olduklarını bilip ona göre davranmak, çocuk
olduklarını hiç unutmamak bizim görevimiz. Aslında yapmamız gereken sadece
bu. Dünyaya onların gözünden bakmayı becerebilmek ve birer yetişkin olarak
onlara güven içinde olabilecekleri sınırları belirlemek.
Bunları yazınca nasıl bir anne görüntüsü oluşturuyorum
kafada, bilmiyorum ama rahat bir anneyim ben. Çocuklarını proje gibi gören,
çocuğunda istemediği davranışlar oluştuğunda bunu kendi başarısızlığı olarak
gören annelerden değilim. Elbette özeleştiri yapıyorum. Onu öyle yapmasaydım,
diyorum. Ama çocuktur yapar. Gözümüzde büyütmemek gerek olumsuz
davranışları.
Misal bizimkiler dışarıda yerde çöp görseler "çok kötü
bi yanlış" deyip çöp kutusuna atmaya kalkarlar ama evde peçetelerini,
hatta bazen "ben bunu sevmedim" dedikleri yemekleri yerlere atarlar,
bardakları, tabakları masadan aşağı bırakıverirler. Çok kızıyorum, tolerans
edemeyeceğim bir günse bağırıyorum. Yine yapıyorlar. Her seferinde anlatıyorum
bazen alıp çöpe atıyorlar bazen beni dinlemiyorlar bile. Ne yani
şimdi benim projem çöktü mü? Çocuk onlar proje değil.
Çocuklarımıza vereceğimiz eğitime gereğinden fazla
yoğunlaşmak onlara vereceğimiz sevgiden çalar bence. Yani bana göre önce sevgi,
sonra eğitim nasılsa gelir...
(Bu arada sözünü ettiğim gazete yazısının içeriği başlıkla
çok da ilintili değilmiş bu arada. Gazetelerde her zaman gördüğümüz
anne-babaların çocuklarını yetiştirirken dikkat etmesi gerekenler özetlenmiş.
Bu gazeteler bazen tıklanmak için başlıkları bayağı abartıyorlar.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder