Kaç gündür okuyorum, izliyorum boğazım düğümleniyor, göğsüme bir
ağırlık çöküyor, en çok da midem bulanıyor. O güzel kızın başına gelenler bir
kadın olarak benim yaşadıklarımı hatırlatıyor ve bir anne olarak aklıma
gelmesinden bile korktuğum ihtimalleri düşündürüyor. Boğuluyorum...
Herkes bir şeyler söylüyor.
Saçma sapan insanlar saçma sapan laflar ediyor. Olayın kendisi kadar midemi
bulandırıyor bu durum.
Düşünüyorum, nasıl kurtuluruz
biz, diyorum.
Birinin inancı, ölünün
arkasından Fatiha okumayı gerektirirken bir başkasının inancının ölüm şeklini
protesto etmeyi gerektirebileceği gerçeğini kabul edip sindirdiğimizde;
Kadına şiddeti protesto
ederken kullandığımız kadın bedeni odaklı/hedefli, erkek ağızlı küfürlerin aslında
kadına şiddetin kendisi olduğunu fark edip bundan utanç duyduğumuzda;
Artık yargının sorumluluğunda
olan bir olay için "suçluların en ağır cezayı alması için elinden geleni
yapması gerekenin" hakimler ve savcılardan başkası olmadığını, bir
başkasının bu sözü vermesinin hukuk devletinde yeri olmadığını anlayıp bunu
normalmiş gibi karşılamadığımızda kurtuluruz biz.
İşte o zaman
çocuklarımı gözüm arkada kalmadan emanet edebileceğim bir yer olmaya aday olur burası.
Not: Bu sabah işe gelirken
Tunalı Chima mağazasının vitrini dikkatimi çekti. Bütün mankenleri simsiyah
giydirmişlerdi. Her ne kadar "siyah giyelim, kurdele takalım" gibi
eylemlerin çoğu zaman şekilcilikle sınırlı kaldığını ve bunu yapanların çoğunun
asıl etkili tepkileri göstermediğini düşünsem de kadınlara hitap eden ticari
bir markanın hassasiyeti beni etkiledi.
Yaşanan her olayda "Adalet yerini bulsun" diyorsak, adalet yerinde değil demektir.
YanıtlaSilEllerine sağlık...