Daha önce de söylediğim gibi ambulans doktoru da çocuk acil servis doktoru da muayene etti Zeynep'i. Ben her defasında o anda ne yapmam gerektiğini, bunun neden olduğunu sordum ama bir cevap alamadım. "Boğazına bir şey kaçtıysa vs. vs. yapın" gibi cümleler kurdular bana. Yalnız Hacettepe Tıp Fakültesinin Çocuk Acil Servisindeki doktor bunun demir eksikliğinden kaynaklanabileceğini söylemişti.
Ben doktorlardan nöbet anıyla ve sonrasıyla ilgili bir bilgi alamadığım için Zeynep her ağladığında korkmaya başlamıştık. Eyvah yine olacak, diye. Ama sonra tecrübe edindik ve ne yapmamız ve yapmamamız gerektiğini kendi kendimize öğrendik. Daha sonra kuzenimin bebeğinde de aynı sorun yaşandı. Onlar doktora gittiklerinde bunun adının "katılma nöbeti" olduğunu öğrenmişler. Ben de bunun üzerine internette araştırma yaptım.
Öncelikle bu nöbetlerin üzücü sonuçlar doğurmayacağını öğrendim. Bunu bilmek nöbet anında daha sakin olmayı sağlıyor. Okuduğum kaynakların hepsinde aşağı yukarı aynı şeyler yazıyordu:
- Genellikle 18 ay civarında başlar 4 yaş, en geç 6 yaşta sona erer.
- Çocuğun canı yandığında, düşüp kafasını çarptığında, istediği bir şey yapılmadığında görülür.
- Her ne kadar nefes tutma refleks olarak gerçekleşse de çocuk bu şekilde ilgi gördüğünü, bununla bir şeyler elde ettiğini keşfederse sıklığı artar.
- Demir eksikliğinden kaynaklanabilir. Tam kan sayımı yapılıp demir eksikliği tedavisine başlanabilir.
- Bir tedavisi yoktur.
- Epilepsi ile karıştırılmamalıdır. Uyurken ya da durup dururken olmaması, ağlarken başlaması epilepsiden ayıran özelliğidir.
- Sıklığı değişiklik gösterir, bazen gün içinde tekrarlama görülebilir. (Biz bunu yaşadık)
Ve bence asıl önemlisi nöbet anında çocuğun yanındakilerin neler yapması gerektiği. Biz bunları daha önce de dediğim gibi tecrübeyle kendi kendimize öğrendik. Kaynaklarda okuyunca doğru yaptığımızı gördük ve rahatladık. Şöyle ki:
- En önemlisi panik olmamak. Panik olmak, bağırıp çağırmak vs. gibi şeyler çocuğu korkutuyor ve sürenin uzamasına sebep oluyor.
- İlk olarak çocuğun nefes yolunu kontrol etmek gerekiyor. Biz hemen dili geri kaçıp boğazını tıkamış mı diye bakıyoruz ve dilini çektiğimizde çocuk ani bir iç çekişle nefes almaya başlıyor ve yavaş yavaş normal düzenli nefese dönüyor.
- Nefes yolu zaten açıksa çocuğu yatırmak, düşüp kendisine zarar vermesini engellemek gerekiyor. Söz konusu bebek ise yan yatırıp kusma ihtimaline karşı önlem almak lazım.
- Çocuğu sarsmamak, tokatlamamak, çimdiklememek gerek. Yani çocuğun canını yakmamak. Zaten canı yandığı için başlayan nöbeti kesmek için bir daha canını yakmak mantıklı değil.
- Ve sadece sakin olup bitmesini beklemek.
- Ve uzmanlar uyarıyor çocuğunuzun ağlayıp katılmaması için her istediğini yapmayın. Bunu fark ederse alışkanlık haline getirip bundan faydalanabilir.
Biz uzun bir aradan sonra geçtiğimiz haftasonu yaşadık. Okuduklarımın da desteği ile bu kez daha sakindim. Hemen dilini kontrol ettim, parmağımla öne çektim. O anda derin bir nefes aldı. Birkaç saniye içinde de nefesi düzene girdi. Baygınlık geçirdi. Bu arada balkon kapısını açıp içeri temiz hava girmesini sağladık. Baygınlık da biraz sonra geçti ve normal ağlamasına döndü.
"İnsan bilmediği şeyden korkar" sözü de kanıtlanmış oldu. Hem tecrübelerimiz hem de okuduklarım sayesinde panik olmadan, sakince üstesinden geldik.
Kaynaklar:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder