Önceki yazımda hamileliğimde yaşadığım sıkıntıları kısaca anlatmıştım. Bulantılarımın o kadar yoğun olması ve uzun sürmesi ( normal şartlarda 12-13. haftalarda biter) hem ikiz gebelik nedeniyle HCG hormonunun normalden fazla salgılanması hem de benim genetik yatkınlığım olduğunu söylemişti doktorlar. DoktorLAR diyorum çünkü o dönemde 4 kez ikişer gece hastanede de yatmıştım ve birçok doktorla görüşmüştüm. Genetik yatkınlığım da şöyle ortaya çıkıyor. Halam (en sevdiğim kuzenime :p) hamileyken bu süreci aynen yaşamış hem de 6 ay boyunca. Ben de o dönemimde bununla ilgili çok hikaye duydum. Dokuz ay boyunca böyle yaşayıp doğumdan sonra daha bebeği görmeden "bana yemek getirin" diyeni de duydum. Hakikaten o bulantılarla yaşarken bir daha asla yemek yiyemeyeceğimi düşünüyordum. Çünkü kraker yemek, leblebi yemek, kuru ekmek yemek gibi tavsiyelerin asla hiçbir işe yaramadığı bir dönemdi.
Benim durumum şöyle ilerliyordu: Midem zaten sürekli bulanıyordu ve sürekli açtım. Ama kusmak istemediğim için yemek yemek istemiyordum, zaten canım hiçbir şey de istemiyordu. Bir kere çıkarınca artık sürekli çıkarmaya başlıyordum ve 1-2 saat içinde kolumda içine bulantı kesici ilaç enjekte edilmiş serumla sakinleşiyordum. Doktorumun söylediği bunun protokolü bellidir ve nereye gitseniz size aynı tedavi uygulanacaktır. Ben çoğunlukla evde yattım ve eve hemşire gelip gitti serum takmak için. Ama çok kötü olduğum, değerlerimin çok yüksek olduğu zamanlarda hastaneye de yattım.
Neyse ki o günlerin geçici olduğu belliydi ve geçti gitti. Daha sonraki dönemde keyifli günler başladı. Ben de evdeyken sürekli anne-bebek programları seyreder ve bu alanda okumalar yapar oldum. Çok şey okudum, duydum. Hatta notlar aldım. Çocuklarla birlikte müzik dinledim. Onlara Schindler'in Listesi, Doktor Zhivago, Amelie, Elveda Lenin gibi filmlerin müziklerini dinlettim. Yeni doğduklarında bir ara o müziklerle onları sakinleştirmeyi denediğimde işe yaradığını gördüm. Bu da hamileyken okuduğum bilgilere dayanarak yaptığım bir şeydi. Şimdi o müzikleri açıp dinlettiğimde yine bir duraksıyorlar, tepkisiz bir tepki veriyorlar müziklere. Anne adaylarına tavsiye ederim. Hatta belki henüz hamileyken ona ninniler söyleyip, doğduktan sonra da aynı ninnilerle uyutmak bile denenebilir. İşe yaramazsa bile müzikten zarar gelmez, hem anneyi hem de bebeği dinlendirir. Müzik iyidir.
Bir de canımıniçi arkadaşım Sedef'in tavsiyesiyle takip ettiğim bir site vardı: www.gebelik.org
Sitenin yazarı olan Dr. Kağan Kocatepe hafta hafta gelişmeleri anlatıyor. Bir yazısında endişeli anne adaylarına tavsiyede bulunuyordu. "Her şeyi kafanıza takıp stres yapmayın, unutmayın ki gebeliklerin büyük bir çoğunluğu sorunsuz ve sağlıklı bir şekilde sonlanır" anlamına gelen bir şeyler söylüyordu. Aslında bu oldukça rahatlatıcı bir cümle. Ortada teşhis edilmiş belirli bir anomali yokken "ya şöyle olursa, ya böyle olursa" diye vesvese yapmanın faydası yok zararı var. Take it easy! Sakin olun, kafaya takmayın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder